Bebeklerin Gelişimi Tüm Detaylar

Bebeklerin Gelişimi Tüm Detaylar | Mental Gelişim “Mental yani biliş terimi, içsel zihin sürecini tanımlamaktadır. Bu başlık altına dikkat, algı, bellek, dil gelişimi, okuma ve yazma, problem çözme, akıl, yaratıcılık gibi birçok alan girmektedir”.
Bireyin çevresindeki dünyayı anlamasını ve öğrenmesini sağlayan zihinsel etkinliklerdeki gelişime ‘bilişsel gelişim’ denir.

Bebeklerin Gelişimi Tüm Detaylar

Bilişsel gelişim; bebeklikten yetişkinliğe kadar, bireyin çevreyi, dünyayı anlama yollarının daha kompleks ve etkili hale gelme sürecidir”.

Bilişsel Kuramlar

Jean Piaget Tarafından Tanımlanan Bilişsel-Gelişimsel Kuram
Jean Piaget bilişsel gelişimi, “Beyin ve sinir sisteminin olgunlaşmasıyla bireyin çevresine adapte olmasına yardımcı olan deneyimlerinin bir birleşimi olarak” açıklar. Bilişsel gelişim, yaşam boyu düzenli olarak niteliksel bir değişim içine girer. Piaget tarafından tanımlanan bireyin bilişsel gelişimi dört aşamadan oluşmaktadır.

Piaget tarafından tanımlanan bilişsel gelişim aşamaları

Duyu-motor dönem 0-2 yaş Reflekslere dayalı eylemler

Refleksleri kontrol/koordine etme çabası

Dönem sonuna doğru ilk beklentiler

İşlem öncesi dönem 2-7 yaş Egosantrik düşünce

Animizm

Korunum ilkesi

Somut işlemler dönemi 7-11 yaş Sıralama, sınıflandırma, örgütleme yetisi

Somut kavramlar kullanarak problem çözme yetisinin gelişmesi

Soyut işlemler dönemi 11 yaş ve üzeri Soyut düşüncenin gelişmesi

Varsayım geliştirme

Analiz yetisi

Bebeklerin Duyu Motor Dönem (0-2 Yaş)

Bilişsel gelişim; dil, ince-kaba motor gelişim alanlarına kıyasla bir çocuğun hayatında ilk 1-2 yıl içinde birincil pediatrik sağlık profesyonellerinin değerlendirmekte en çok zorlandıkları gelişim alanı olabilmektedir. Piaget bu dönemdeki bilişsel gelişimi “Duyu-motor dönem” olarak tanımlar. Bu dönemdeki önemli bilişsel gelişim aşamaları duyu sistemine (görme ve işitme) ve çocuğun duyusal keşif yoluyla öğrenmesine bağlıdır.
Duyu-motor döneminde bebeğin düşünceleri onun fiziksel aktivitelerine dayalıdır. Bebek bir objeyi tanıdığında ona uzanır ve bu olay bize bebeğin çevresini duyu-motor şeklinde anladığını gösterir. Piaget algılama ve motor beceriler arasındaki eşgüdümü ‘şema’ terimiyle açıklar. Şema, hareket kavramına eşdeğer olarak kullanılmaktadır. Bebeğin şemalarının gelişimine rehberlik eden zihinsel süreçler vardır. Bu süreçlerden biri olan adaptasyon; bireylerin çevrelerine uyum sağlama şekli olarak tanımlanabilir. Piaget çocukların asimilasyon (özümleme) ve akomodasyon (uyum kurma) olmak üzere iki yolla uyum gösterdiklerini ifade etmektedir. Piaget bebeğin şemalarının gelişimine yol gösteren bir başka sürecin de organizasyon olduğunu bildirmiştir.
Duyu-motor dönem altı alt aşamaya ayrılmıştır.

Piaget tarafından tanımlanan duyu-motor dönemi aşamaları.

0-1 ay Refleksler aşaması
1-4 ay İlk alışkanlıklar ve birinci döngüsel tepkiler aşaması
4-8 ay İkinci döngüsel tepkiler aşaması
8-12 ay İkinci döngüsel tepkilerin koordinasyonu ve amaca yönelik davranışların artması
12-18 ay Üçüncü döngüsel tepkiler, yenilik, merak aşaması
18-24 ay Zihinsel kombinasyonlar ve problem çözme aşaması

a) Refleks Faaliyetler (0-1 ay): Bu evrede Piaget tüm tepkileri refleks olarak açıklar. Örneğin, çocuk ağzına koyulan herhangi bir objeyi emer ve kendi parmağını veya meme ucunu ayırt edemez.

b) Birinci Döngüsel Tepkiler (1-4 ay): Bu aşamada bebekler kendileri için bazı motor becerileri bilinçli olarak tekrar ederler (örneğin; parmak emme). Biçimlenen bu motor davranışlar Piaget tarafından şema olarak açıklanır.

c) İkinci Döngüsel Tepkiler (4-8 ay): İkinci döngüsel tepkiler dış dünya ile ilgilidir. Bebek mevcut durumla yetinmeyip, çevreden yeni uyaranlar arayışı içinde olur. Bu nedenle hem çevreyi değiştirmek ister hem de kendi davranışının sonucunu merak ederek eylem başlatır ve dünyasını genişletir.

d) İkinci Tepkilerin Koordinasyonu (8-12 ay): Piaget gelişmenin bu aşamasında çocuğun hedefine ulaşmak için plan yapma yeteneğinin geliştiğini belirtir. Örneğin; çocuk bir oyuncağı elde etmek amacıyla, oyuncağına ulaşmasını engelleyen bir nesneyi kenara itmek için geliştirdiği vurma şeması ile uzanma ve kavrama şemalarını birleştirebilir.

e) Üçüncü Döngüsel Tepkiler (12-18 ay): Bu aşamada bebek nesnelerle yapabileceklerini keşfetmeye meraklıdır. Küplerden oluşmuş bir kulenin devrilmesi, nesnelerin dönmesi, nesneleri birbirine vurma, zeminde yuvarlama gibi nesnenin daha birçok işlevine karşı merak gösterir. Bu evre bebeğin yenilikle ilgilendiğinin ilk göstergesidir.

f) Mantıksal Çözümler Bulma (18 ay 2 yaş): Önceleri problemi fiziksel deneyimler ile çözen çocuk, bu evrede zihinsel yolla çözebilmektedir. Düşünceler açık ifade yerine kapalı örtülü şekle dönüşür, sembolik düşünce ile olaylar ve nesnelerin sembolik tasarımları kullanılır.

İşlem Öncesi Dönem (2-7 Yaş)
İşlem öncesi dönem işlemlerin yapılmadığı ancak yapılabilmesi için gerekli bilişsel yapıların kazanıldığı dönemdir.

Bu dönem iki alt evreden oluşur:

1- Sembolik dönem 2-4 yaş: Sembolik dönemde, çocuklarda dil gelişimi çok hızlı ilerler. Hızla nesnelerin isimlerini öğrenmeye başlarlar. Kullandıkları kavramlar ve sembollerin çocuklara özgü anlamları vardır. Bu aşamada sembolik düşünce gelişerek devam eder. Sembolik fonksiyonun kullanıldığı durumlardan biri de oyundur. Bu dönemde çocuk sembolik oyunlar oynar ve düşüncelerinde hala sınırlamalar görülebilir. Bu sınırlamalardan biri egosantrizm diğeri ise animizmdir.

Egosantrizm; çocuğun kendi görüş açısıyla başka bir kişinin görüş açısını ayırt etmede yeterli olmayışıdır. Çocuğun başka bir kişinin görüş açısını anlama yeteneği yoktur, olayların yalnızca kendisi için olduğunu düşünür.

Animizm; çocuk tarafından cansız nesnelerin canlı niteliklere sahip olduğunun düşünülmesidir. Örneğin; çocuk sokakta düştüğü zaman “Kaldırım beni düşürdü” demesi gibi.

2- Sezgisel Dönem 4-7 yaş: Bu dönemde çocuklar sezgileriyle akıl yürütürler ve problemleri de bu şekilde çözmeye çalışırlar. Bu dönemde çocuklar henüz üst düzeyde sınıflama yapamazlar. Örneğin nesneleri biçimlerine ya da renklerine göre sınıflayabilirler fakat ilişkilerinin tam olarak farkında değildirler. Ayrıca bütün ve parça arasındaki ilişkileri kuramazlar. Korunum ilkesi henüz gelişmemiştir. Bu dönemin önemli özelliklerinden birisi de, çocuklar işlemleri tersine çeviremezler.

Bebeklerde Somut İşlemler Dönemi (7-11 Yaş)

İlkokul yıllarındaki çocuklar, bilişsel yeterlilikler bakımından çok hızlı değişme gösterirler. Bu dönemde korunum ilkesi gelişmiştir ve işlemleri tersine çevirebilirler. Nesnelerin fiziksel yapılarında ya da mekandaki konumlarında değişmelerle, miktar, hacim, sayı vb. özelliklerinde değişme meydana gelmeyeceğini anlarlar. Bu dönemde en üst düzeyde gruplama yapabilirler. Çocuklar bu dönemde nesneleri belli özelliklerine göre sınıflayabilir, sıralayabilirler. Artık egosantrik etki azalmıştır. Olayları ve dünyayı başkaları açısından da görebilirler.

Bebeklerde Soyut İşlemler Dönemi (11 Yaş ve Üzeri)

Çocuklarda soyut düşünme yeteneği 11-12 yaş civarında kazanılır. Sorunlara sistematik bir şekilde yaklaşma ve hipotezleri anlama yeteneği gelişir. Uzay, zaman, nedensellik, sayı, tanımlama, sıra, şekil, boyut, hareket, hız, kuvvet ve enerji gibi kavramların anlamını edinmek için ilerleyen bir yeteneği vardır.

Bandura’nın Sosyal Bilişsel Kuramı

Sosyal öğrenme kuramına göre insanlar çevresel olaylar tarafından yönlendirilen beyin mekanizmalarını sadece seyretmek yerine, hayatlarının gidişatına aktif olarak katılırlar. İnsanlar hayatlarına yön vermek ve anlam kazandırmak için duyusal, motor ve zihinsel sistemlerden faydalanırlar.

Bandura, sosyal öğrenme kuramını üç temel kavram ile açıklar. İlk olarak gözlem yoluyla öğrenmenin yalnızca diğer insanların davranışlarının taklit edilmesinden daha fazlasını içerdiğini belirtir. İkinci kavramı çocukların öz-düzenlemeye sahip olmasıdır. Son olarak da sosyal bilişsel teori insan işleyişini üçlü karşılıklı belirleyicilere dayanarak açıklar.

Bunlar birey, davranış ve çevredir. Karşılıklı belirleyiciler modelinde biliş, duygular ve biyolojik olaylar, davranış kalıpları ve çevresel etkilerin hepsi çift yönlü olarak birbirini etkileyen belirleyici faktörler olarak faaliyet gösterir. Çevre monolitik bir varlık değildir. Sosyal bilişsel kuram çevreyi üç farklı yapıda ele alır. Bunlar; dayatılan çevre, seçilen çevre ve oluşturulan çevredir.

Bandura gözlemci öğrenme işlem süreçlerini dörde bölerek incelemiştir:

  • Dikkat süreci; modelin taklit edilebilmesi için dikkatin model üzerinde yoğunlaşması gereklidir.
  • Hatırlama süreci; gözlemlenen modelin hareketlerinin sembolleştirilerek hatırlanması gereklidir.
  • Motor taklit işlem süreci; öğrenilen davranışın doğru biçimde yeniden oluşturulabilmesi için bireyin psikomotor becerilerinin yeterli düzeyde olması gerekir.
  • Pekiştireç ve güdüleyici işlem süreci; becerinin pekişmesi için güdüleyici uygulamalara gereksinim vardır. Birey ödül almak istiyorsa diğerini tüm özellikleriyle taklit etmesi gerekir.

Vygotsky’nin Sosyal-Kültürel Kuramı

Vygotsky’ye göre çocuklar, diğerleriyle etkileşim yoluyla öğrenirler ve dolayısıyla çocukların çevrelerindeki kişilerin, öğrenmelerinde etkileri çoktur. Bir kültürel araç olan dil, çocuğun fiziksel ve sosyal çevresini yansıtır. Vygotsky düşünce ve dil arasındaki ilişkinin üzerinde durmuştur. Çocuklar düşüncelerini anlatmaya başladıklarında daha üst düzeyde düşünme biçimi geliştirirler. Daha büyük yaştaki çocuklar ve yetişkinler çocuğun bilişsel gelişiminde anahtar bir role sahiptirler. Çünkü çocuğun daha karmaşık düşüncelere, kavramlara ve becerilere doğru ilerlemesine rehberlik ederler. Buna potansiyel gelişim alanı teorisi denir. Bu teoriye göre eğitimcinin, çocuğu kendi başına yapabildiği etkinliklerden, başarılması daha güç olan etkinliklere katılımını sağlayarak; çocuğun gelişiminde daha üst seviyeye çıkması için desteklemesi gerekmektedir.

Bruner’ın Bilişsel Gelişim Kuramı

Jerome Bruner’e göre bilişsel gelişim, yaşam boyu devam eden bir süreçtir. Bruner, teorisinde özellikle dil gelişimine odaklanmıştır, dil gelişiminin bilişsel gelişimin anahtarı olduğu görüşündedir.

Bruner’in teorisinde bilişsel gelişim üç aşamadan oluşur:

  1. Aktifleştirilmiş Aşama: Bu teoriye göre bu aşama doğumdan 1,5 yaşına kadar olan süreyi kapsamaktadır. Bu evrede bebek, motor becerileri ile kendi dünyasını ve çevreyi anlamaktadır.
  2. İmgesel Aşama: Bu aşama 18 ay-6 yaş arasındadır. Bu aşamada çocuk dünyayı somut imajlarda görür. Gördüğü her şeyin mutlaka gerçek ve doğru olduğunu düşünür. Gördüğü bir kuklayı veya palyaçoyu bile gerçek olarak algılayabilir.
  3. Sembolik Aşama: 6 yaş ve sonrasını kapsayan bu aşamada çocuk, soyut düşünce ve kavramları anlamaya başlar. Düşüncenin daha yüksek düzeyine ilerleyerek matematik, dil, resim, müzik gibi alanların sembollerini kullanır.

Bebeklerde  Mental Gelişimin Dönüm Noktaları

Bu bölümde 0-18 yaş döneminde mental gelişimin dönüm noktaları sunulmuştur.

Mental gelişimin dönüm noktaları

Beceri Tanım Yaklaşık Kazanım Zamanı
İlk nesne devamlılığı Görüş alanından uzağa düşen bir objeyi takip eder, kısmen gizlenmiş objeyi arar. 4-8 ay
Nesne devamlılığı Görüş alanından tamamen saklanan objeyi arar. 9-12 ay
Neden- sonuç Kendi hareketinin başka bir harekete sebep olduğunu ya da tepkiye bağlı olduğunu anlar. 9 ay
Objelerin fonksiyonel kullanımı Objelerin hangi amaçla kullanıldığını anlar. 12-15 ay
Temsili oyun Oyuncak bebekler ve diğerleri üzerinde objeleri işlevsel olarak kullanır gibi taklit eder. 18 ay
Sembolik Oyun Hayali oyun esnasında objeleri başka bir şeye sembolize etmek için kullanır. 2-3 yaş
Ön-akademik beceriler Harfleri, sayıları, şekilleri ve renkleri bilir. 3-5 yaş
Mantıksal düşünme Madde korunumunu, çok adımlı problem çözmeyi anlar, farklı bakış açılarının farkına varır. 6-12 yaş
Soyut düşünme Hipotez kurabilir, soyut düşünebilir, sonuca ulaşabilir. >13 yaş

 

Bebeklerde Dil Gelişimi

Dil gelişimi; “Kelimelerin, sembollerin kazanılması, saklanması ve dil bilgisi kurallarına uygun olarak kullanılabilmesi” olarak tanımlanmıştır. Dil bir insanın öğrendiği en karmaşık kural sistemi olmasına rağmen farklı ortamlardan ve kültürlerden gelen çocuklar, ana dillerini anlamayı ve kullanmayı oldukça kısa bir süre içinde öğrenirler. Bu doğrultuda dil kazanımı öğrenme, algı, bellek gibi bilişsel süreçleri içerdiğinden bilişsel gelişim ile yakından ilişkilidir. Dil gelişimi bilişsel gelişimin bir parçasıdır. Fiziksel gelişim ile bilişsel gelişim, dil gelişimine zemin hazırlamaktadır. Piaget, dil ve düşüncenin birbiriyle yakından bağlantılı olduğunu savunmaktadır. Dil ‘biliş’ demektir ve insanların öğrenmelerinin, düşünmelerinin ve hatırlamalarının en önemli yoludur.

Dil Gelişimi İle İlgili Görüşler

Bebeklerde Davranışçı Görüş

Burrhus Frederic Skinner, “Konuşmanın şartlanma yoluyla kazanıldığı” görüşünü ortaya koymuştur. Bebekler, kendilerini istedikleri sonuçlara götürdüğünü fark ettikleri sesleri tekrar etmeleri sonucu konuşulan dili öğrenmeye başlarlar. Bebekler günlük konuşma diline benzer sesler çıkardıklarında, çevrelerindeki yetişkinler tarafından genellikle pekiştirilirler. Bebeğin çıkardığı sesler pekiştirildikçe, bebek tarafından daha çok tekrar edilir ve pekiştirilmeyen seslerin kullanım sıklığı azalır. Bu doğrultuda da konuşma biçimlenir. Skinner, sözel davranışın çevresel uyarıcıların kontrolünde oluştuğunu ifade etmektedir. Çocuk ‘anne’ dediği zaman hemen ödüllendirilir. Ama bu ‘anne’ sözcüğünü farklı insanlara kullandığında ödül almadığını fark ederek bu tepkiyi sadece annesine verir.

Bebeklerde Ön Oluşumcu Görüş

Dilbilimci Noam Chomsky, çocukların dili ve dil bilgisini öğrenmelerini sağlayan ve doğuştan gelen zihinsel bir yapıya sahip olduklarını ileri sürmüştür. Chomsky’nin kuramına göre insanların dili öğrenmek için doğuştan sahip olduğu özel bir mekanizma sayesinde çocuk, çevresinde kullanılan dili içselleştirir, kurallarını anlar, öğrenir ve daha sonra da uygun dil bilgisi kuralları ile konuşmayı başarır. Chomsky doğuştan edinilen bu biyolojik sisteme dil edinme eğilimi adını verir. Chomsky dil edinme eğiliminin insanlara özgü olduğunu ve doğumda henüz olgunlaşmadığını kabul eder. Sinir sisteminin olgunlaşmasıyla çocuk dili kazanır, kuralları öğrenir, konuşma üretir ve anlar.

Sosyal Öğrenmeci Görüş

Sosyal öğrenme kuramcıları, sosyalleşme süreci içinde, çocuğun gözlem ve taklit yoluyla konuşmayı öğrendiğini kabul ederler. Diğer bir ifade ile çocuğun çevresindekiler model olur ve çocuk o modelleri gözler ve taklit eder. Çocukta sözcük taklitleri bir kaç haftalık süreçlerde gelişebilir. Genelleştirme dönemi içinde, çocuklar duydukları sözcükleri cümle ve yapılar içinde kullanırlar. Taklit geliştirme ve genelleştirme sözcük dağarcığının gelişmesi ile açıklanabilir.

Bebeklerde Etkileşimci Görüş

Piaget dilin; kalıtım ve çevre etkileşimiyle gerçekleştiğini belirtir. Çocuklar dil öğrenme yeteneğiyle dünyaya gelir ve dili kazanma gereksinimi duyarlar. Dilin kazanılmasından önce çocukta zihinsel faaliyetler vardır. Piaget çocukların ilk 2 yılda kendilerini duyusal devinim yoluyla ifade ettiğini belirtir.

Bebekler duyu-motor dönemin birinci döngüsel tepkiler aşamasında ses üretmeye başlarlar. Bebek bu sayede ses şemaları üretir. Bebeğin ürettiği şemalar zamanla başkalaşarak yeni sesler oluşur. Üretilen sesler çevre ile etkileşime girdikçe önem kazanır. İki yaşına gelen çocuk olaylar, insanlar ve durumlarla ses bağlantısı kurar. İnsanları ve nesneleri temsil eden bir sembol sistemi geliştirir.

Bebeklerde Dil Gelişim Aşamaları

I. Konuşma Öncesi Dönem
Çocukların iletişimsel gelişimi yetişkinlerle sosyal etkileşim ile doğumdan kısa bir süre sonra başlar. Bu iletişim bebeğin bağlanması ve ihtiyaçlarının karşılanması için gereklidir. Bebekler yaşamın ilk birkaç ayı içinde, annelerinin sesini ayırt edebilirler ve tanıdık kişileri tercih ettiklerini gösterirler; bazı seslerin önemli olduğunu ve özellikle onlara tepki verileceğini anlarlar.
Ses gelişimi ilk birkaç ay fonasyon ile başlar (gırtlaksı ya da gırtlak sesleri), ardından 2-4 ay arasında ilkel sesler ya da gığıldama ile ilerler. 4-5 ay civarında tam sesli harfler genişler, 5 ay civarında tek ünsüz sesler (“ah-guh”) ve 6. ayda iyi biçimlendirilmiş mırıldanma (babbling, tekrarlanan ünlü-ünsüz model “ba-ba-ba, ma-ma-ma”) oluşur. Alıcı dil becerileri ve sosyal rutinler de yaşamın ilk bir yılında gelişir.

6 aylık bebekler kendi isimlerini duyduklarında ve 8. ay civarında “hayır” sözcüğünü duyduklarında duraklayabilirler. Bebekler yaklaşık 10. ayda jestlere başlar, kucağa alınırken kollarını yukarı kaldırırlar, bay bay yapmak için el sallarlar ve ce-ee gibi sosyal oyunları oynayabilirler.

Bebekler 9-11 ay arası insan seslerini bilinçli bir şekilde taklit eder. Bu aşamadan sonra bebekler artık anlamları araştırmaya ve kendi dillerini öğrenmeye hazırdırlar. 11-14 ay arasındaki ses-sözcükler döneminde birbirine benzemeyen hece tekrarları yapılmaktadır. Cümle seslerine benzeyen bir dizi ses üretiminde bulunurlar. Sözcükler karmaşık ve anlaşılmaz haldedir. Daha çok kendilerine özgü dilleri bulunur. Bu anlaşılmaz konuşmalara bebek jargonu denilmektedir.

II. Bebeklerde Konuşma Dönemi

a) Tek Sözcüklü Cümleler:

Bebekler yaklaşık 12-18 aylarda konuşmalarında tek sözcük kullanmaya başlamaktadırlar. Duygu ve düşüncelerini tek sözcükle anlatmaya çalışırlar. Genellikle ilk sözcükleri çevrelerindeki obje ve olaylarla ilgilidir. Bazen aynı sözcüğü duruma göre farklı olaylarda kullanabilirler. Çocukların kullandıkları ilk sözcükler çoğunlukla ‘anne-baba’ veya özel isimlerden oluşur. Alıcı dil, ifade edici dilden daha önce gelişir. Bu nedenle çocukların anladıkları sözcük sayısı kullandıklarından daha fazladır.

b) İki Sözcüklü Cümleler:

18 aydan küçük çocuklar, sözcük dağarcıklarına ayda 1-3 yeni sözcük eklerler. 18 ile 24 aylar arasında ise sözcük dağarcığında genellikle hızlı bir artış meydana gelir. Bu süreçte dağarcığa haftada 10-20 yeni sözcük eklenir. Sözcük dağarcığının büyüklüğü 200 sözcüğe doğru ilerlerken çocuklar, ‘anne-gel, baba-ver’ gibi iki sözcüğü birleştirirler. İlk cümleler çoğunlukla isim ve fiillerin birleşmesinden oluşur. Edat, sıfat, zarf, zamir gibi diğer cümle öğeleri yoktur. Bu nedenle sadece anlam taşıyan sözcüklerden oluşan bu cümleler telgraf konuşması gibidir.

c) Dil Bilgisinin Kullanımı/Üç ve Daha Fazla Sözcüklü Cümleler:

Üç yaşında çocuklar, artık dilin kurallarına uygun ögeleri kazanmışlardır. Ortalama 900 sözcük içeren bir dağarcığa sahip olurlar. 3-4 sözcüklü cümleler kurabilir, zamirleri kullanabilir, üç emirden ikisini doğru olarak yerine getirebilirler. Beş nesneden üçünün adını bilirler. Gördüğü resimleri inceler ve onları anlatırlar. “Kim, nerede ve ne” sorularını sorarlar. Yer bildiren sözcükleri (altında, üstünde, önünde vb.) kavrayabilir, dilin temel yapılarını hızla öğrenirler. Konuşmalarında olumsuz yapılar, soru yapısı ve çekim ekleri basit düzeyde kullanılmaya başlar.

Dil Gelişiminin Dönüm Noktaları

Kişiler arası iletişimi sağlamanın yollarından biri sözel dil kullanımıdır. Sözcüklerle ifade etmeye başlayan çocuk, kendi özerkliğinin farkına varmaktadır.

Tabloda, çocuklarda 0-5 yaş döneminde dil gelişiminin dönüm noktaları belirtilmiştir.

Bebeklerde Dil gelişiminin dönüm noktaları

Yaş Alıcı Dil İfade Edici Dil
0-3 ay Sese dikkatini verir Sosyal gülümseme, ağlama, gığıldama (cooing) yapar
4-6 ay İsmine ve sese tepki verir Yüksek sesle gülme, dil çıkararak ağız şapırdatma, mırıldanmayla başlayan dilini şaklatma yapar
7-9 ay Başını sesin geldiği yöne çevirir “Mama” ve özgül olmayan “baba” der
10-12 ay Ce-ee oyunuyla eğlenir

“Hayır” sözcüğünü anlar

Jest/işaretle yapılan bir basamaklı komutu izler

Özgül “baba”, “mama” der

El sallayarak bay bay yapar

İşaret etmeye başlar

“Mama” ve “baba” dan başka bir kelime daha söyler

13-15 ay İşaret edilmeden bir basamaklı komutu takip eder

Bir vücut parçasını gösterir

Olgunlaşmamış jargon konuşur

5 kadar kelimesi vardır

16-18 ay Bir resmi gösterir

Üç vücut parçasını ve kendisini gösterir

Gerçek kelimeler ile olgunlaşmış jargon konuşur

25 kadar kelimesi vardır

“Hepsi gitti”, “Teşekkürler” gibi kelimeler kullanır

19-24 ay Zamirleri anlamaya başlar

2 basamaklı komutları takip eder

5-10 arası resmi gösterir

50 kadar kelimesi vardır

2 kelimeli cümle kurar

25-30 ay “Sadece 1 tane” denildiğinde anlar

Resimlerin kısımlarını gösterir

Uygun zamirleri kullanır

Çoğul kelimeler kullanır

Konuşmasının yarısı anlaşılabilir

3 yaş Zıt kavramları bilir

2 edatı izler

250’den fazla kelimesi vardır

3 kelimeli cümle kurar

“Ne” ve “Nerede” sorularına cevap verir

Konuşmasının %75’i anlaşılır

4 yaş 3 basamaklı komutları izler

4 rengi gösterir

“Ne zaman” sorusunu anlar

Adını, soyadını, cinsiyetini ve yaşını bilir

Öyküler anlatır

Konuşmasının tamamı anlaşılır

5 yaş Sağını ve solunu anlamaya başlar

Sıfatları anlar

“Neden” sorusuna cevap verir

Basit kelimeleri tanımlar

 

Bebeklerde Motor Gelişim

Motor gelişim, “Fiziksel büyüme ve merkezi sinir sisteminin gelişimine paralel olarak organizmanın isteme bağlı hareketlilik kazanmasıdır”.
Gallahaue motor gelişimi, “İçten ve dıştan gelen süreçlerin etkileşiminin bir sonucu olarak motor hareketlerde meydana gelen bir değişme” olarak tanımlamıştır.

Motor gelişim düzenli bir sıra izler. En az üç temel kurala göre gerçekleşir.

  1. Sefalokaudal (Cephalocaudal) Gelişim: Gelişim baştan ayağa doğrudur. Gelişme sırasıyla önce baş, sonra omuzlar, kollar, bacaklar ve ayaklar şeklinde gerçekleşir.
  2. Proksimodistal (Proximodistal) Gelişim: Motor becerilerde içten dışa doğru gelişme mevcuttur. Önce beden ve omuz hareketleri, sonra sırasıyla kolun hareketleri, ellerin kontrolü ve en son parmakların kontrolü gelişir.
  3. Bütünden Özel Hareket Gelişimine Geçiş: Motor gelişimde bebeğin ilk hareketleri bütünseldir ve farklılaşmamıştır. Bebek önce bir objeyi avucunun tümünü kullanarak yakalar. Sonra parmakları gelişir ve parmaklarıyla kıskaç gibi yakalar. Önce ayakta durur, sonra yürür.

Motor gelişim, iki genel alanda incelenir:

a) Büyük kas motor becerileri, aynı zamanda kaba motor beceriler diye de adlandırılır. Desteksiz oturma, emekleme, dönme, bağımsız yürüme, koşma, merdiven çıkma ve denge gibi hareketlerden oluşur.

b) Küçük kas motor gelişimi, ince devinimsel beceriler olarak da adlandırılır. Uzanma, kavrama, yazma, yırtma, çizme, yapıştırma, kesme, düğme ilikleme gibi beceriler örnek olarak gösterilebilir.

Motor Gelişim Dönemleri
Motor gelişim aşamaları belli bir sıra izler, ancak her çocukta farklı zamanlarda ve farklı biçimlerde görülebilir. Bu farklılığa emekleme becerisi örnek gösterilebilir. Birçok bebek elleri ve dizlerini sırayla hareket ettirirerek emeklerken, bazı çocuklar sadece kollarını kullanarak, bazıları yarı oturur pozisyonda ilerlerler. Hatta bazı çocuklar hiç emeklemeden doğrudan sıralamaya başlarlar.

Gallahue motor gelişimi çocukluk dönemi ile sınırlayarak incelemiş ve kuramını “Piramit modeli” ile dört farklı dönemle açıklamıştır.

Bu modele göre her bir motor gelişim dönemi bir diğerinin üzerine kurulur:

  1. Refleksif Hareketler Dönemi (4 ay-1 yaş): Yenidoğan dünyaya pek çok refleksle gelir. Bebek bu refleksleri istemsiz yapmakta; hareketlerini kontrol altına alamamaktadır. Bu reflekslerden bazıları, bebek büyüdükçe ve isteyerek yaptığı hareketler arttıkça ortadan kaybolur. Bazıları ise yetişkin döneminde de devam edebilir. Refleksler, sinir sisteminin olgunlaşmasıyla yerini istemli davranışlara bırakır.
  2. İlkel Hareketler Dönemi (1-2 yaş): İlkel hareketler baş, boyun ve gövde kaslarının kontrolü gibi dengeleme hareketlerinden; uzanma, bırakma, yakalama gibi manipülatif becerilerden; sürünme, emekleme, yürüme gibi lokomotor hareketlerden oluşur. Doğumdan 1 yaşına kadar reflekslerin ortadan kalktığı, birinci yaş ile ikinci yaş arası ise ilkel hareketler üzerinde alıştırmalar yapıldığı ve bunların kontrol edildiği evredir.
  3. Temel Hareketler Dönemi (2-6 yaş): 2 yaşından sonra temel hareketler kaba bir şekilde ortaya çıkar. Çocuk kendi bedeninin hareket becerisini anlamaya ve keşfetmeye çalışır. Daha sonra bedeni üzerindeki kontrolü ile hareketlerini daha uyumlu ve kontrollü yapmaya başlar. 5-6 yaş döneminde çocuk, hareketlerini uyumlu ve kontrollü olarak gerçekleştirir. Temel beceriler olgunlaşmış olarak görülür.
  4. Sporla İlgili Hareketler Dönemi (7-12 yaş): Bu dönem, temel hareketler döneminin doğal bir sonucudur. Bu dönemde dengeleme, koordinasyon, lokomotor ve manipülatif beceriler giderek mükemmelleşir ve çeşitli etkinliklerde birleştirilerek kullanılır. Örneğin, sekme ve sıçrama temel hareketleri artık ip atlama, halk oyunları, üç adım atlama vb. etkinliklere uygulanmaktadır.

Bebeklerde Motor Becerilerde Dönüm Noktaları

Motor gelişim bebeklik döneminde en açıkça gözlenebilen gelişim alanıdır. Yenidoğan bebeklerin motor beceriler yönünden çok aktif oldukları gözlemlenir. Başlarını çevirirler, bacaklarıyla tekme atarlar, ellerini ve kollarını kullanarak çeşitli hareketler yaparlar. 0-3 yaş dönemindeki bazı kaba ve 0-2 yaş dönemindeki bazı ince motor becerilerin aşamaları Tabloda sunulmaktadır.

0-3 yaşta bazı kaba motor becerilerin kazanılması

 Yüzükoyun
1 ay Başını kaldırır (yüzükoyun)
2 ay Göğsünü kaldırır
3 ay Kollarından destek alarak başını kaldırır
4 ay Ellerinden destek alarak gövdesini kaldırır
7 ay Ellerinin ve dizlerinin üzerinde kalkar
Dönme
3-5 ay Yüzükoyundan sırtüstü pozisyona döner
4-5 ay Sırtüstünden yüzükoyun pozisyona döner
Oturma
5 ay Destekli oturur
7 ay Desteksiz oturur
8 ay Yardımsız oturma pozisyonuna geçer
Yürüme
8-9 ay Tutunarak ayağa kalkar
9-10 ay Sıralar
10 ay İki elinden tutulduğunda yürür
11 ay Tek elinden tutulduğunda yürür
12 ay Bağımsız yürür
15 ay Koşar
21 ay Merdiven çıkar (Tırabzandan tutunarak)
24 ay Yerinde sıçrar
30 ay Üç tekerlekli bisiklet pedalı çevirir
36 ay Ayaklarını değiştirerek merdivenden iner

Bebeklerde Sosyal ve Ruhsal Gelişim

Ruh sağlığını tanımlamak oldukça zordur. 1947’de Dünya Sağlık Örgütü ruh sağlığını; “Kişinin kendisi ve çevresiyle barışık, ahenkli bir uyum hali” olarak tanımlamıştır.

Sosyal gelişim çocuğun dış dünyayla kuracağı ilişkileri anlatır. Hayattaki başarı açısından giderek önem kazanan bir özelliktir. Ruhsal gelişim ise başta huy ve kişilik olmak üzere tüm alanlardaki gelişimin ve aile içi ilişkilerin sonucunda şekillenen bir durumdur. Sosyal ve ruhsal gelişim diğer gelişim alanları gibi bir devinim içindedir.

Sosyal gelişim, “Toplumsal beklentilere uygunluk gösteren kazanılmış davranış yeteneği” olarak da tanımlanmaktadır.
Genel olarak sosyal gelişim; “Çocuğun yaşına ve gelişimine uygun olarak sorumluluklarını yerine getirmesi, akranlarıyla ve diğer bireylerle gerekli ilişkiyi kurabilmesi, aile ve toplumun kurallarına uygun davranabilmesidir”.

Duygular sosyal bağın kurulmasında temel rolü üstlenir. Bu nedenle araştırmacılar tarafından ‘sosyal duygusal’ terimi daha sık kullanılmaktadır.

Sağlıklı sosyal ve duygusal gelişim, çocuk gelişiminin diğer tüm alanlarını desteklemek için bir zemin hazırlar. Yaşamın ilk 18 ayında, beynin sosyal ve duygusal alanlarının gelişimi, dil ve bilişsel alanlara göre daha hızlıdır. Bu nedenle çocuğun erken sosyal ve duygusal deneyimleri kalıcı sonuçlar doğurabilir. Besleyici, öngörülebilir, güvenli bir ortamda büyütülen bir çocuğun yaşamının sonraki dönemlerinde karşılaşacağı stresli deneyimlere karşı daha dayanıklı olması muhtemeldir. Tersine, erken dönemde stresli, kaotik ya da travmatik deneyimler ile karşılaşan çocuk yaşam boyu bu sonuçların sıkıntısını çekebilir.

Çocukluk çağlarındaki ilişki azlığı, sevgi ve şefkat yoksunluğu hayat boyunca etkilerini sürdürür. Ruh sağlığı uzmanlarına göre erken çocukluk dönemlerinde anne çocuk ilişkilerindeki bozukluklar, yetişkin çağlardaki psikolojik bozukluklara özellikle depresif ve şizofren hastalıkların ortaya çıkmasına neden olur.

Sosyal duygusal gelişim, kişilik gelişimini de kapsar. Kişilik, kişinin sahip olduğu özelliklerden oluşur. Bu özellikler kişinin sosyal yaşamını olumlu veya olumsuz olarak yönlendirir.

Bebeklerde Kişilik Gelişimiyle İlgili Yaklaşımlar

Sigmund Freud’un Psikoseksüel Teorisi

Freud kişilik gelişiminde özellikle yaşamın ilk 6 yılı içindeki yaşantıların üzerinde durur. Freud’a göre bu dönemin, bireyin yetişkinlik yıllarındaki kişilik özellikleri üzerinde belirleyici rolü vardır.

Freud’un psikoseksüel gelişim dönemleri 6 alt aşamadan oluşur:

  1. Oral Dönem: Psikoseksüel teorinin ilk evresi olan oral dönem yaşamın ilk 18 ayını kapsar. Bebek ağız bölgesindeki organlarla yaşamı algılar, gereksinimlerini ve kendini bu organlarla ifade eder. Ağız bölgesi bu evrenin haz sağlayıcısıdır. Bebek emerek yaşamına devam eder, haz aldığı emme davranışını sürdürür. Bu dönemde anne bebek ilişkisi oldukça önem taşır. Anne sezgileri yoluyla bebekle iletişim kurarak bebeğin ihtiyaçlarını karşılar. Bebeği besler, temizler, korur ve ona güven aşılar. Böylece bebek fizyolojik dengesini korur. Oral dönemin ihtiyaçlarının karşılanamaması veya yanlış doyurulması (örneğin tek ilgi ve sevgi davranışı olarak bebeği besleme tutumunun seçilmesi) gelecek yaşamda pek çok normal dışı davranışın ve kişilik özelliğinin nedeni olur.
  2. Anal Dönem: İkinci gelişim dönemi olan anal dönem 18-36 aylar arasını kapsamaktadır. Bebek olgunlaşma sonucu, oral evreden anal evreye geçer. Kaygılar da oral evreden anal evreye geçer. Bu evre idrar ve dışkı çıkarma ile ilgilidir. Bu evrede oral ihtiyaçların ifadesi son bulmasa da, anal evrenin yeni ihtiyaçları, çocuklar ile dünya arasında yeni çatışmaları harekete geçirir. Çocukların bu yeni çatışmaları çözmek için benimsedikleri yollar, temel kişilik yapılarını daha da farklılaştırır ve netleştirir. Bu evrenin ilk aşamasında ego gelişimi ileri düzeye ulaşırken, ikinci aşamasında da süper ego gelişimi başlar. Bu evrede haz kaynağı değişerek dışkılamanın olduğu organ önem kazanır. Çünkü çocuk artık gelişen anal kasları ile dışkısını ‘tutma’ ve ‘bırakma’ alışkanlıklarını kazanır. Katı ve baskıcı tuvalet eğitimi, kişilikte yıkıcılık,
  3. Latans (Gizil) Dönem: Cinsel dürtülerin durgunluk dönemi olarak tanımlanabilecek olan bu evre 5-6 yaşlarından 11-13 yaşlarına kadar sürer. Bu dönemde kız ve erkek çocuklar kendi hemcinslerine yakınlaşırlar. Kız ve erkek çocukların oynadığı oyunların içeriği farklılaşır. Libidinal enerjilerini öğrenme, oyun, çevreyi araştırma ve diğer insanlarla sosyal ilişkiler kurmada kullanırlar. Gizil dönemin başarılı bir biçimde sonuçlanması çocuğun öğrenme ve sosyal beceriler edinme çabalarını kolaylaştırmaktadır.
  4. Genital Dönem: Bu dönem yaklaşık 12 yaştan sonra başlar ve genç erişkinliğe kadar devam eder. Bu evre fizyolojik olgunluk, hormonal etkinlikler ve özellikle artan cinsel dürtülerin olduğu evredir. Ergenlik döneminde ve sonraları cinsel enerji, tekrar genital organlarda toplanır. Organların gelişimi artık üremeye doğru gelişir. Freud bireyin gelişiminin büyük ölçüde tamamlanmış olduğunu düşündüğü için bu dönem üzerinde fazla durmamıştır. Gelişimin bu döneminde başarılı çözümün elde edilmesindeki sorunlar çok yönlü ve karmaşıktır. Freud’a göre daha önceki evrelerde bağlanma, cinsel kimlik kazanımı, sosyal etkileşim gibi konularda çözüme ulaşılmamış çatışmalar varsa, ergenlik dönemindeki gelişimde eksikliklerin görülmesi kaçınılmazdır.

Erik Erikson’un Psikososyal Teorisi

Erik Erikson’un psikososyal teorisi insan yaşamının doğumdan yaşlılık dönemine kadar tamamını kapsar. Kurama göre insan yaşamı sekiz evreden oluşur. Birbirinden kesin sınırlarla ayrılmamakla birlikte, her dönemin kendine özgü özellikleri, çatışmaları ve krizleri vardır.

1. Temel Güvene Karşı Güvensizlik (Bebeklik 0-1 yaş): Bu evrede çocuk gelişmeye başlar. Bebeğin hazzı beslenmeyle ve ebeveynine bağlanma süreciyle oluşur. Bunların olmaması anksiyete ile sonuçlanır. Bakım verene güvenli bağlanmayan bir bebek için, dış dünya ona yabancı ve düşmanca görünür. Bu sorunlar da bebekte beslenme ve uyku problemlerine neden olur.

2. Özgürlüğe Karşı Utanç ve Korku (Erken Çocukluk 1-3 yaş): Bu evrede çocuk kendinden kuşku duymasına karşı yeteneklerine güven kazanır. Kendi iradesini ve bağımsız hareket etme yeteneğini fark eder. Bu sayede bağımsızlaşan çocuğun belirli davranışlara uyması gereklidir, eğer bunu yapamazsa suçlu hissedebilir. Çocuklarda bu evrede karşı gelme eğilimi, öfke nöbetleri ve tuvalet eğitimi zorlukları gelişir. Onun kendi istekleri ve başkalarının isteklerine karşı denge kurmayı öğrenmeye ihtiyacı vardır.

3. İnsiyatife Karşı Suçluluk (Kreş-Okul Çağı 3-5 yaş): Bu dönemde çocuk artık kreş, anaokulu, bahçe, çocuk parkları gibi yeni sosyal alanlara açılır. Kendi başına öğrenmeye, girişimlerde bulunmaya başlar. Çocuk bu dönemde, kendi yapmak istedikleriyle anne-babasının yapmasını istedikleri arasındaki farklılığı görmeye başlar. Giderek anne babasının isteklerini kendine mal eder ve onlara aykırı düşen davranışlarda bulunduğunda suçluluk duyar.

4. Başarıya Karşı Aşağılık Duygusu (İlk Öğretim Çağı 5-11 yaş): Bu aşamada okul çocuk için en önemli ögedir. Çocuk alet kullanmayı, bazı nesneler yapmayı, üreten bir kişi için gerekli olan becerileri kazanmayı bu dönemde öğrenir. Bütün bu becerileri kazanırken ev ortamından arkadaş ortamına doğru bir geçiş de gözlenir. Eğer çocuk üretici olmaktan, başarılı olmaktan ve zihinsel olarak uyarılmaktan hoşlandığını keşfederse kendisinde yeterlilik duygusu geliştirir. Bunlar olmazsa çocuk kendisinin çalışkan olmadığı izlenimini edinerek aşağılık duygusuna kapılabilir ve öz saygısı azalabilir. Bunun sonucu olarak ileride çocuğun tembellik ve düşük düzeyde dürüstlük geliştirme olasılığı artar.

5. Kimlik Kazanmaya Karşı Rol Karmaşası: Ergenlik döneminde gencin yaşadığı temel karmaşa, kimlik kazanmaya karşı kimlik bunalımıdır. Bu dönemi başarılı bir şekilde tamamlanmış olan bir gençten, kendine özgü olumlu bir kimlik duygusu geliştirebilmesi beklenir. Başarıyla atlatamazsa rol karmaşasına düşer. Özellikle iş, cinsel tercih ve genel olarak yaşamda üstleneceği rolleri seçmekte ve bu konuda karar vermekte başarısız olma olasılığı yüksektir.

6. Dostluk Kazanmaya Karşı Yalnız Kalma (18-26 yaş): Bu yakın ilişkiler kurma ve evlilik aşamasıdır. Yakınlık duygusu edinme, izolasyondan kaçınma, aşkın gerçekleşmesi görülür. Kimlik kazanma duygusunu geliştirmiş olanlar diğer bireylerle yakın ilişki geliştirmeyi ve paylaşmayı oluşturabilirler. Bunları başaramazsa toplumdan yalıtılmışlık ve terk edilmişlik duygusuna kapılır.

7. Üretkenliğe Karşı Duraklama (Yetişkinlik Dönemi): Bu dönem orta yetişkinlik yıllarını kapsar. Daha önceki dönemlerini başarıyla atlatmışsa; birey üretken, verimli ve yaratıcı olur. Bunlardan yoksun olan bireyler bir işe yaramama duygusuna kapılabilir ve durgunluk dönemine girebilirler. Çevreye kayıtsız kalıp mutsuz olabilirler.

8. Benlik Bütünlüğüne Karşı Umutsuzluk (Olgunluk-Yaşlılık Dönemi): Erikson’a göre bu dönemde kişi geriye dönerek yaşamını değerlendirmektedir. Kişi yaşam sürecinin olması gerektiği gibi gerçekleştiğini ve amacına ulaştığını derinden hissettiğinde, benlik bütünlüğü duygusunu geliştirir. Bu dönemde kişi bütünlük ya da umutsuzluk arasında bir çatışma yaşar. Bütünlüğü yaşayan kişi hayattaki yerini ve rolünü kabul etmiştir. Hayatını doğru ve yanlışları ile kabul etmiştir; pişmanlık duyguları taşımaz. Bu hissin yaşanmadığı ve önceki basamakların sorunlu olup başarıyla geçilemediği durumlarda derin bir pişmanlık, umutsuzluk ve değersizlik hissedilir.

Bebeklerde Sosyal Duygusal Gelişimin Dönüm Noktaları

Sosyal ve duygusal gelişim sağlıklı çocuklarda öngörülebilir aşamalarla ilerler. Sosyal ve duygusal gelişimin dönüm noktalarını izleme bebeklik döneminden genç erişkinliğe kadar sağlık denetiminin önemli bir bileşenidir.

Tabloda sosyal duygusal gelişimin dönüm noktaları sunulmaktadır.

Sosyal-duygusal gelişimin dönüm noktaları
Yaş Beceri
Yenidoğan Sessizlik içindeyken uyarana çok duyarlıdır

Annesinin eşsiz kokusunu tanır

Ailesinin seslerini tercih eder

Yumuşak ve nazik bir dokunuşa olumlu yanıt verir ve hoşuna gitmeyen, kaba dokunuştan çekinir

7-8 cm uzağındaki basit yüz ifadelerini taklit eder

2 ay Kendini rahatlatır

Uyarıları giderek artar

Cevaben gülümser

Ağlarken, sakinleştirici eylemlere yanıt verir

4 ay Kendiliğinden güler

Sosyal etkileşimleri başlatır

Kendini rahatlatmak için daha fazla yeterlilik gösterir

Ellerinin hareketlerini kontrol eder ve kendini rahatlatmak için ellerini kullanabilir

6 ay Tanıdık yüzleri ayırt eder ve yabancıları fark etmeye başlar

Karşılıklı etkileşimi ve iletişimi sürdürür

Ebeveyniyle birlikte; eylemlere katılır ve objelerle ilgilenir

9 ay Yabancılara belirgin kaygı gösterir

Oyun oynamak, yardım almak ve rahatını sağlamak için ailesini arar

Bay bay yaparak el sallar

İsmiyle seslenildiğinde bakar

12 ay İsteklerini belirtmek için jestlerini kullanır, işaret eder

Bir öykü dinlemek veya oynamak istediği zaman bir oyuncağı ya da kitabı eller

15 ay İlgisini çekenleri belirtmek için işaret eder

Her gördüğünü taklit eder

Basit ev işlerine yardım eder

Öyküleri aktif olarak dinler

18 ay Mizacı yeni ortamlarda ya da gruplarda daha belirginleşir

Ayrılmaya ve kendi başına keşfetmeye isteklidir fakat ailesinin yakınında olmasını ister

Başkalarına yanıt olarak güler

24 ay Daha bağımsızdır

Kendini “ben” ya da “bana” şeklinde işaret eder

Bağımsızlığa geçmesine yardımcı olması için özel bir objesi olabilir

Daha fazla hayali oyun oynar

2,5 yaş Yaratıcı oyunlar oynar

Yeni veya farklı bir nesneyle sembolik oyun oynar

Diğer çocukları oyunlarına katar

Günlük yaşamda beklenmeyen değişiklilerden korku duyabilir

3 yaş Temalar ve olay örgüleriyle çok daha ayrıntılı yaratıcı oyunlar oynar

Etkileşimli oyunlardan hoşlanır

Bağımsız beslenme, giyinme becerisi ve tuvalet eğitimini tamamlar

Bebeklerde Refleksler

Yenidoğan dünyaya pek çok refleksle gelir. Refleksler çocuğun ilk bilgi edinme kaynağıdır. Sinir sisteminin olgunlaşmasıyla, yerini istemli davranışlara bırakır (Yalçın 2010 p.94). Refleksler, fetüste ve yenidoğan döneminde, standart bir programa göre ortaya çıkıp tekrar yok olur. Gelişimsel refleksler santral sinir sistemi bozukluklarının teşhisinde bir araç olarak kullanılır. Yenidoğanın sahip olduğu refleksler “İlkel (primitif) ve duruşa ilişkin refleksler” olarak iki grup halinde sınıflandırılmıştır.

Bebeklerde İlkel Refleksler

Yenidoğanda merkezi sinir sisteminin olgunlaşmamış ve korteks kontrolünün tam gelişmemiş olması sonucu bu döneme özgü primitif refleksler vardır. Bu refleksler pozisyon değiştirme, dokunma, ani hareket gibi uyarılara yanıt olarak oluşur. Yenidoğan refleksleri belirli bir gestasyon yaşında saptanır ve doğumdan bir süre sonra da kaybolur. Bu reflekslerin alınamaması merkezi sinir sisteminin depresyonuna ya da periferik motor bozukluğa işaret eder.

Moro Refleksi: Bebeğin ani olarak sarsılmasında bu refleks görülür. Ani sarsma ya da kollarından tutularak kaldırılıp sonra yatağına bırakılması sonucu, kollarını elleriyle birlikte açar ve kucaklama hareketini yaparak kollar birbirine yaklaşır. Moro refleksi genellikle 3. ayda kaybolur. Bazı çocuklarda pozitiflik 6. aya kadar sürebilir.

Asimetrik Tonik Ense Refleksi: Bebek sırtüstü yatırılıp, başı sağa ya da sola çevrilerek bir süre aynı yerde tutulduğunda o yöndeki kolunu ve bacağını düz uzatır. Diğer kolu ve bacağı fleksiyondadır. Bu refleks yaşamın ilk 6 haftasında oldukça belirgindir. Sonraları zayıflayarak 3. ya da 4. ayda kaybolur. Bazı çocuklarda pozitiflik 6. aya kadar sürebilir.

Simetrik Tonik Ense Refleksi: Baş öne eğilirse kollarda fleksiyon, bacaklarda ekstansiyon görülür. 3-4 aydan sonra kaybolur.

Arama refleksi: Bebek yanağına dokunulursa meme arar ve başını çevirir. Dudak ortasına dokunulursa ağzını açar. Bu refleks 3. ayda kaybolur.

Emme Refleksi: Dudaklara dokunmayla emme hareketinin başlamasıdır. Çocuğun ağızdan beslenebilmesi için soluk alma, emme ve yutma işlevlerini koordine olarak yürütebilmesi gereklidir. Emme refleksi, uyanık durumda 4. aya, uykuda 7. aya kadar devam eder.

Kavrama Refleksi: Palmar yakalama olarak da isimlendirilir. Yenidoğanın el sırtı parmakla uyarılırsa el açılır ve avuca konan parmak tutulur. Bu refleks 3. ayda kaybolur ve 4. ayda istemli yakalama başlar. Yakalama refleksinin çok kuvvetli oluşu patolojik sayılmaz.

Ayakla (Plantar) Yakalama Refleksi: Eş anlamlı olarak plantar yakalama terimi de kullanılabilir. Ayak altına hafif bastırılınca ayak parmaklarında belirli bir fleksiyon görülür. Yakalayamama ve yakalama süresi yani refleksin devamı önemlidir. Ayakla yakalama refleksinin süresi elle yakalamadan uzundur. Ayakta yakalama refleksi 10. aya kadar devam eder.

Bebeklerde Duruşa İlişkin Refleksler

Yüzme Refleksi: Bebek yüzükoyun durumda su içinde tutulduğunda, kol ve bacaklarını ritmik olarak uzatıp çekme hareketi yapar. Yüzme hareketleri çok iyi organize edilmiştir ve diğer lokomotor reflekslere göre daha kuvvetlidir. Bu refleks omurilik beyin lezyonlarında yoktur.

Emekleme Refleksi: Çocuk, yüzükoyun durumda yatarken ayak tabanlarından birine basınç uygulandığı zaman bu refleks görülebilir. Bebek bacaklarını yukarı ve aşağı yönde hareket ettirerek emekleyecektir. Emekleme refleksi genellikle doğumdan hemen sonra görülür 4. ayda kaybolur.

Çekme Refleksi: Çocuk oturma durumunda tek ya da iki elinden tutularak geriye doğru eğildiğinde, kolları fleksiyonda, kendini ileri doğru çekip ayağa kalkmaya çalışır. Bu refleks genelde 3-4. ay civarında görülür. 12. aya kadar devam eder.

Paraşüt ve Propping Refleks: Bebeğin havada dik durumdan ani düşüş durumuna getirildiği zaman, bacaklarını gererek yanlara doğru açması paraşüt refleksidir. Propping refleks bebeğin oturma durumunda dengesi bozulunca ortaya çıkar. Bu durumda bebek bacaklarını gererek yanlara doğru açar. İleriye ve aşağıya doğru paraşüt 43 tepkisi 4. ay, yanlara doğru propping tepkisi 6. ay dolaylarında görülmeye başlar.

Labyrinthine Righting Refleks: Bebek dik durumdan öne, geriye ve yanlara doğru eğildiği zaman, getirildiği durumun aksi yöne doğru başını hareket ettirerek dik duruma gelmeye çalışır. Bu refleks 2. ayda görülmeye başlar, 6. ay dolaylarında kuvvetlenir.

Landau Refleksi: Bebek yüzüstü durumda iken iki el ile göğsünden tutularak yavaşça kaldırıldığında başlangıçta sadece başını kaldırır, sonra sırtını ve bacaklarını gerer, sırtı konkav bir duruma gelir. İlk bir yıl içinde dört faz halinde görülen bu refleks en karekteristik görünüşüne 6. ayda başlar. 3-4. aydan 7. aya kadar devam eden üçüncü fazda bebek, başını gerer ve omuz hizasında yukarı kaldırır. Bacaklar da yukarıda tutulur. Bu refleks, bebeğin dirsekleri ve sonra da elleri üzerinde kendini kaldırmasına olanak sağlar.

Ekstremite Yerleştirme Refleksi: Diz altından bacağı hafifçe bir masa kenarına dokundurulursa, bebek ayağını yükselterek masaya yerleştirir. Spinal kord travmalarında yoktur.

kızgınlık, dağınıklık gibi sorunlara yol açar. Anal dönemi olumlu geçiren bireylerde, kendini kontrol etme, uyumlu ilişkiler sürdürme, özgürce seçim yapma ve karar verme özerkliğini sürdürme ve bu yönde çabada bulunma, yeni denemelere girişme ve işbirlikçi olma özellikleri gelişir.

3. Fallik Dönem: Fallik dönem 3-6 yaşlar arasını kapsar. Fallik dönemde libidinal enerji genital bölgededir. Psikoanalitik teoriye göre bu dönemde kız çocuklar babaya, erkek çocuklar anneye hayranlık duyarlar. Kız çocuklardaki bu hayranlığa bağlı yaşanan süreç Elektra Kompleksi, erkek çocuklardaki ise Oidipal Kompleks olarak adlandırılır.

Oedipus ve Elektra karmaşalarının başarılı bir biçimde çözümlenebilmesi için çocuğun aynı cinsten olan ebeveyni ile özdeşim kurarak, onun cinsel rolünü içselleştirmesi gerekir. Bu dönemde çocuğun cinsellikle ilgili duygularının ahlak dışı, kötü, günahkar olduğuna ve cinselliğin kabul edilemez bir durum olduğuna ilişkin katı bir tutum gösterilir ise, çocuk Oedipus ve Elektra kompleksiyle başa çıkmada güçlük yaşayabilir. Bu dönemde yaşanan psikoseksüel karmaşanın çözümlenememesi, çocuğun cinsellik eğilimlerine karşı katı ve baskıcı bir tutumla yaklaşılması, büyük olasılıkla çocuğun cinsellik yönelimlerini bastırmasıyla sonuçlanacak ve yetişkinlik yıllarında da yaşanabilecek yoğun suçluluk duygularına neden olacaktır.

Bir cevap yazın

E-posta hesabınız yayımlanmayacak.