İsrail’in Tarihi Ve Ülke Hakkında Tüm Bilgiler

İsrail’in Tarihi Ve Ülke Hakkında Tüm Bilgiler | Batı Asya da yer alan İsrail bir orta  doğu ülkesi. Güneydoğusu Akdeniz kuzeyi ise kızıl denizle çevrili ülkenin komşuları;  Lübnan, Suriye, Ürdün, Mısır ve Filistin.

Ankara kadar bir yüz ölçüme sahip İsrail küçük bir  ülke. En kuzeyinde yer alan şehri Metula’dan en güneyindeki şehri Eylat’a arabayla 5 buçuk saatte. İsrail Türkiye’nin 1 saat gerisinden gelmekte.

İki ülke uçuş süresiyse 2 saat. İsrail’e seyahat etmek isteyen, Türkiye vatandaşlarının vize alması gerekir.  Pasaportlarında İsrail’e giriş-çıkış damgaları  olanlar İran, Kuveyt, Libya, Lübnan, Suriye,  Sudan, Suudi Arabistan ve Yemen’e giremezler.

Ama talep edilmesi halinde İsrail vizesi  pasaporttan ayrı bir kağıda basılabilir.

İsrail’in Tarihi Ve Ülke Hakkında Tüm Bilgiler | Dünyada hiçbir din Yahudilik, hiçbir toplumda  Yahudiler kadar tartışılmamıştır. Yine İsrail ve Filistin halkı gibi birer avuç insanın,  Filistin gibi küçücük bir toprak parçası için verdikleri uzun ve sert mücadeleye  dünya tarihi boyunca nadir rastlanır.

Bu sorunların sebebini anlamak için  İsrail’in ve Yahudiliğin tarihine inelim.

İnanışa göre MÖ. 1750 li yıllarda Allah bir  putperest ailenin oğlu olan ve Fırat nehrinin kıyısında yaşayan İbrahim’e memleketinden  ayrılıp kutsal topraklara gitmesini söyler.

O kutsal topraklar Sami topluluklarının yaşadığı  Kenan ülkesidir. Allah Hz. İbrahim’le yaptığı anlaşmayla onu dini gerçekleri tüm kavimlere  yaymak için seçer ve Filistin topraklarını da ona ve kavmine vadeder. İşte vadedilmiş topraklar  mevzusu buradan gelir. Hz. İbrahim’in soyundan gelen İbraniler ise kendilerini Tanrının seçilmiş  kavmi olarak görür ve üstün olduklarına inanırlar. Hz. İbrahim’in torunu Hz. Yakup’un adı Allah  tarafından ilahlarla mücadele eden anlamına gelen İsrail’le değiştirilir ve çocuklarına da İsrail  oğulları denir. İşte İsrail adı da buradan gelir.

İsrail’in Tarihi Ve Ülke Hakkında Tüm Bilgiler | Hz. İbrahim ve onun soyundan gelen İbranilerin  uzun yıllar yaşadığı bu topraklarda büyük bir kıtlık ve kuraklık çıkar. Bu nedenle İsrailliler  birçoğu Mısır’a gider. Mısır firavunu ise zamanla zenginleşen İsraillileri tehdit olarak görür ve  köle yapar. İsrail oğulları Mısır’da tam 400 yıl köle olarak kalır. Taki Hz. Musa gelene kadar.  MÖ. 1200’lerde Hz. Musa liderliğinde Mısırdan ayrılarak kölelikten kurtulan İsrailliler yeni  bir yurt kurmak için vadedilmiş kutsal topraklara doğru yola çıkar. Ama burayı yurt edinmek için  gelen bir deniz kavmi olan Antik Filistinlilerle karşılaşırlar. Yine farklı bölgelerde yerli ve  çeşitli kavimler yaşamaktadır. İsrail oğulları Filistler ve yerli kavimlerle savaşarak birçok  bölgeyi ele geçirir ve İsrail krallığını kurar.

Daha sonra Hz. Davud Kudüs topraklarını da ele  geçirerek, Kudüs’ü İsrail krallığının başkenti ve dini merkezi yapar. Hz. Davud’un ölümünden  sonra İsrail’in kralı oğlu Hz. Süleyman olur.

Hz. Süleyman Kudüs’te Yahudiliğin kıblesi olarak  kabul edilen Süleyman Mabedini yaptırır. Günümüzde Süleyman Mabedinden geriye yalnızca Ağlama duvarı  olarak kabul edilen tek bir duvar kalmıştır.

Süleyman’ın ölümünden sonra kimin kral olacağı  konusunda anlaşamayan İsrail ikiye bölünür.

İsrail’in Tarihi Ve Ülke Hakkında Tüm Bilgiler | Kuzeydeki krallık Asurlular, güneyde yer alan  İsrail krallığı ise Babil’iler tarafından işgal edilir. Ve Yahudiler Babil’e sürülür. İşte  Yahudilerin göçe zorlandıkları dağılma dönemleri burada başlar. Daha sonra persler Babilleri  yenerek Yahudilerin bu topraklara dönmesine yardım eder. Yeniden devlet kuran İsrail bu seferde  yunanların sonrasında da Romalıların işgaline uğrar. Bu dönemde Kudüs’te Hz. Meryem’in oğlu  Hz. İsa dünyaya gelir. Hz. İsa soyu itibariyle Yahudi’dir. Mesih olduğunu söyleyen Hz. isa  tanrının mesajını iletmeye başlar. Ama Romalılar Hz. İsa’yı tutuklar. Onları Romalıların zulmünden  kurtarmak için Mesihlerini bekleyen Yahudiler bekledikleri alametler o dönemde gerçekleşmediği  için İsa’nın Mesih olduğuna inanmazlar. Ve Hz.. İsa bir havarisi olan Yahudi din adamının  ihanetiyle de Romalılar tarafından çarmıha gerilir. Hristiyanların Hz. İsa’nın ölümünden  sorumlu tuttukları Yahudilere karşı yıllarca sürecek kinleri bu olayla başlar. Roma egemenliği  döneminde başta Yahudilere iyi davranılsa’da bağımsızlıklarını tekrar kazanmak isteyen  Yahudilerin isyanı sonucu bu durum değişir.

Bu olaydan sonra Yahudiler bölgeden göç  etmeye zorlanır ve farklı ülkelere sürülür.

Yahudiler için sürgün yılları başlamıştır.  Ve en çok Avrupa ülkelerine göç ederler.

İsrail’in Tarihi Ve Ülke Hakkında Tüm Bilgiler | Büyük bir kısmıda Arap topraklarına göç eder.  İslamiyet’in doğuşu Yahudiler için yeni bir  dönemin başlangıcı olur. Hz. Muhammed Yahudilerle  yaptığı anlaşmalarla birlikte Yahudilerin dini inançlarını serbestçe yaşamasını sağlamış ve  birçok haklarını koruma altına almıştır. Uzun yıllar Arap ve Hristiyan toplumların egemenliğinde  kalan Filistin 1517 yılında Osmanlı kontrolüne girer ve böylece 400 yıllık Osmanlı hakimiyeti  başlar. Kudüs Osmanlı zamanında barış ve huzur içinde yönetilir. Filistin topraklarındaki  Yahudi varlığı ve kültürü de yeniden yeşerir.

Hristiyanların geçmişten gelen olayları bütün  Yahudilere mal etmesiyle Avrupa ve Amerika’da büyük bir Yahudi düşmanlığı başlar. 1492  yılında İspanya Yahudileri topraklarından kovar. Kendi dinlerinden olmayanlara tahammülsüz  olan İspanya o dönemde Müslümanlara da aynı muameleyi yapmıştır. Osmanlı padişahı 2. Bayezid  zor durumdaki Yahudileri Osmanlı topraklarına kabul eder. Anadolu’ya göç etmeye başlayan  Yahudiler En çok Selanik bölgesine yerleşir ve dinlerini özgür bir şekilde yaşamaya devam  eder. Ve İsrail ve Türkiye’nin yıllarca sürecek iyi ilişkilerinin temelleri burada atılır.  İspanya’dan kovulan 90 bin Sefarad Yahudisi, Osmanlı toprakları da dahil olmak üzere  farklı yerlere büyük bir göç yaşar.

Dünyada diğer toplumların yahudilere bakış açısı

İsrail’in Tarihi Ve Ülke Hakkında Tüm Bilgiler | Yıllarca ezilen ikinci sınıf vatandaşlığı  gören ve öldürülen Yahudiler İsrail’de kendilerine ait bir devlet kurma düşüncesiyle  Siyonizm etrafında birleşmeye başlar. Kudüs anlamına gelen Siyon kelimesinden oluşan  Siyonizm, tarihî Filistin topraklarında tüm Yahudileri toplayarak bir Yahudi devleti  kurma ideolojisidir. Siyonizm kurucusu Theodor Herzl 1902 yılında 2. Abdülhamit’ten Osmanlının  borçlarını ödemeleri karşılığında Filistin’in bir parçasında yerleşme izni talep eder. Ancak  talebi reddedilir. Hatta Herzl ‘in anılarında Siyonizm’in amacına ulaşması için Osmanlı’nın  dağılmasını beklemeliyiz dediği söylenir.

1917 yılında Filistin topraklarındaki 400 yıllık  Osmanlı hakimiyeti son bulur ve İngiliz kuvvetleri bölgeyi ele geçirir. İngilizler Siyonizm  fikrine sıcak bakmaktadır. Fikir, Ortadoğu’da bir Yahudi devletinin var olmasının dayanak  olacağını düşünen ABD tarafındanda desteklenir. 1930’larda Almanya’da başlayan Polonya, Avusturya,  ve Çekoslovakya gibi doğu Avrupa ülkelerine yayılan Yahudi nefreti acımasız bir hal almaya  başlar. O zamanlar Avrupa’daki Yahudi nüfusu 9 milyon civarıdır. Almanya da iktidara gelen  Nazi rejimi ile başlayan Yahudi soykırımında çoğunluğu toplama ve imha kamplarında olmak  üzere 6 milyon civarında Yahudi katledilir.

Yahudiler için Siyonizm artık tek çaredir.

Ama İngilizler Arapları bağımsızlık sözüyle Osmanlının karşısında yanına çekerken aynı zamanda Yahudilere de vatan sözü vermiştir.

İsrail’in Tarihi Ve Ülke Hakkında Tüm Bilgiler | Filistin topraklarına büyük bir Yahudi göçü  başlatılır. Sloganları ise topraksız bir halka halksız bir toprak yerleştirmektir. Ama Filistin  toprakları halksız değildir. 1917 yılında 750 bin kişilik nüfusun 570 bini Arap’ken sadece  75 bini Yahudi’dir. Yahudi sayısı 1947 de 650 bine kadar yükselir. Bağımsızlık sözü verilen  ve Yahudileri istemeyen Araplar ayaklanır. Ve Yahudi ve Arap çatışmaları başlar. 2. dünya  savaşıyla beraber Almanya ile çatışma durumu olan İngiltere stratejik konumu ve petrol gibi  sebeplerle Arapları karşısına almak istemez ve beyaz belgeyi yayınlayarak Yahudi devletinin  kurulmasının İngiliz siyasetinin bir parçası olmadığını ve Araplar ve Yahudilerden oluşan iki  toplumlu bağımsız Filistin Devleti kurulmasını, Yahudi göçünün de durdurulması önerir. Bu belgeyi  kara belge olarak adlandıran Siyonistler anlaşmayı kabul etmez.

Çatışmaların artmasıyla işin içinden  çıkmayan İngiltere 1947 de BM başvurarak Filistin sorununun gündeme alınmasını talep eder. BM uzun  incelemeler sonucu 2 tasarı hazırlar.

İlk görüş Filistin’de bağımsız bir Yahudi devleti, bağımsız  bir Arap devleti ve Kudüs’te BM gözetimi altında uluslararası bir bölge kurulmasıdır. İkinci öneri  ise bağımsızlık yerine Filistin’de Yahudi ve Arap topluluklarından oluşan, başkenti Kudüs olan  federatif bir Filistin devletinin kurulmasıdır.

Yahudiler iki ayrı devlet kurulması fikrine olumlu  yaklaşır. Araplar ise iki teklifi de reddeder.

BM’lerin oylamasıyla iki ayrı devletin kurulması  kararı kabul edilse de Araplar planın durdurulması için gerekirse savaşacaklarını ilan eder. Manda  yönetimi altında devam eden Arap-Yahudi çatışması, BM kararlarıyla daha çözümsüz hale gelir.  İngiltere ise 15 mayıs 1948 de Filistin’i sorunlu halde bırakarak topraklardan çekilir. Ve iki  toplum baş başa kalır.

Yahudiler 14 Mayıs 1948’de İsrail devletini ilan eder. 15 Mayıs’ta yürürlüğe  giren karar Filistinliler tarafından El Nakba yani Felaket günü olarak anılır. İsrail Devleti’nin  ilanından 11 dakika sonra devleti tanıyan ilk ülke ABD olmuştur. ABD’nin tutumu, İsrail’in  uluslararası alanda tanınmasının da yolunu açar. Bir gün sonra Guatemala, 18 Mayıs’ta da  Sovyetler Birliği tarafından tanınır.

İsrail’in Tarihi Ve Ülke Hakkında Tüm Bilgiler | Hiçbir Arap ülkesi İsrail Devleti’ni tanımaz. Suriye,  Mısır, Ürdün, Lübnan ve Irak askeri birlikleri harekete geçerek İsrail’e savaş açar ve bu ilk  savaşla İsrail ile Arap devletleri arasında yıllarca sürecek savaşların fitili ateşlenir.  Savaşın kazananı İsrail olur ve Filistin İsrail, Ürdün ve Mısır arasında paylaştırılır. Gazze  Mısır’a verilirken Kudüs’ün kontrolü ise İsrail ve Ürdün arasında bölünür. En çok toprak kazanan  ülke İsrail olur. Filistinliler ise BM sunduğu ilk planda yer alan toprakları bile kaybeder. 1964’de Kudüs’te, Filistin Kurtuluş Örgütü kurulur ve Arap devletleri tarafından tanınır.

İsrail  ve Arap komşuları arasında artan gerginlik 6 gün savaşlarına yol açar. İsrail, Mısır’dan Gazze ve  Sina Yarımadası’nı, Suriye’den de Golan Tepelerini alır. Ürdün güçlerini de Batı Şeria ile Doğu  Kudüs’ten çıkarır. Bu savaşla İsrail kontrolündeki topraklar 2 katına çıkar. Mısır ve suriye daha  sonra topraklarını geri almaya çalıştıysa da başaramaz. 1979 yılında İsrail ve Mısır barış  anlaşması imzalar. Bu anlaşmayla İsrail Sina yarımadasını Mısır geri verirken, Mısır ise  İsrail’i tanıyan ilk Arap ülkesi olur.

İsrail 1980 yılında da Kudüs’ü tamamını başkent ilan eder.

Bu savaşlar ve paylaşımlar esnasında zorunlu göçe maruz kalan Filistinlilerin gidecekleri  bir yurtları kalmaz. Filistinli militanlar İsrail’e saldırılar düzenlerken Filistin halkı  da protestolar gerçekleştirir. Yani iki toplum arasındaki savaş hala durmamıştır. Ve iki  taraf içinde kanlı eylemler ve çatışmalar bir türlü son bulmadan devam eder. Sonunda 1993  de Norveç’te yapılan Oslo barış görüşmeleriyle önemli adımlar atılır. Filistinliler Gazze ve batı  Şeria’nın bazı noktalarından çekilmesi şartıyla İsrail devletini tanımayı kabul eder. 1994 de de  Filistin Ulusal Yönetimi kurulur. 1995 teki İkinci Oslo antlaşması ile Batı Şeria 3 bölgeye ayrılır.  Batı Şeria’nın yüzde 7’sini oluşturan A bölgesi Filistin idaresine, yüzde 21’ini oluşturan B  bölgesi Filistin ve İsrail ortak kontrolüne, geri kalan c bölgesi ise İsrail kontrolüne  bırakılır. Bu anlaşma günümüzde de geçerlidir. Anlaşma sonrasında İsrail Başbakanı Yitzak  Rabin, bir aşırı dinci Yahudi’nin suikastı sonucu 4 Kasım’da öldürüldü. Bu barış görüşmeleri  de iki toplum arasındaki sorunları ve çatışmaları bitirmedi. İsrail 2002 yılında Batı Şeria’nın  tamamını yeniden işgal etti ve Gazze de 2007 yılından beri karadan ve denizden abluka  altında.

Gazze Şeridi’ne karadan girişlerin büyük bir bölümü, deniz ve hava sahasının kontrolü  de dahil tamamen İsrail’in elinde bulunuyor. Gıda, tıbbi malzeme gibi birçok mal İsrail üzerinden  kontrol sağlanarak Gazze’ye ulaşıyor. Mayıs 2010’da bazı Türk aktivitelerin ve özgür Gazze  harekatının organizesiyle Filistin’e yardım getiren Mavi Marmara gemisi İsrail sahili yerine  direk Gazze sahil şeridine girdi. İsrail askerleri Mavi Marmara gemisine baskın yaptı ve saldırıda  10 Türk vatandaşı hayatını kaybetti. Bu saldırı, Türkiye – İsrail ilişkilerini kopma  noktasına getirdi.

İsrail olaydan sonra Türkiye’den özür diledi ve hayatını  kaybedenler için tazminat ödemeyi kabul etti.

İsrail şu an parlamenter sistemle yönetilen  bir cumhuriyet. İsrail teknoloji ve bilim merkezi olarak Tel Avivi, başkenti olarak  ise Kudüs’ü kabul ediyor. Ancak Kudüs’ün başkentliği BM ve birçok ülke tarafından  tanınmamakta.

ABD ise 2017 yılında Kudüs’ü İsrail’in başkenti olarak tanıdı ve 2018 de de  büyükelçiliğini Tev Aviv den Kudüs’e taşıdı. 850 binden fazla nüfusa sahip şehirde  316 bin Filistinli yaşarken, nüfusun geri kalanını ise Yahudiler oluşturuyor. İsrail’in nüfusu yaklaşık 9 milyon kişi. Nüfusun %75 i Yahudi, %21 ise Arap. İbranice ülkenin resmi dili. 3000 yıllık bir tarihe sahip İbranice dünyanın  en eski dillerinden biri. Arapçada bölgesel olarak tanınan bir diğer dil. İsrail’de din ve ırk içi içe geçmiştir.

Yahudi kelimesi hem dini hemde ulusal bir terim  olarak kullanılır.

Ülkenin %75 e yakını Yahudi,  %yüzde 17,7 Müslüman, yüzde 2  Hristiyan, yüzde 1,6sı ise Dürzi. 

İlk semavi din Yahudiliktir. Yahudilikte  dinlenme ve ibadete ayrılan şabat olarak adlandırılan bir gün bulunur. Şabat  cuma günü, gün batımıyla başlayıp, cumartesi günü gün batımı sonrasına kadar  devam eder. Şabat günü çalışmak dini olarak yasaktır ve Cuma akşamları ailece Şabat  yemeği yenir. Bu nedenle ülkede cumartesi günleri israillilere ait toplu taşıma araçları  çalışmıyor. Süleyman mabedinden geriye kalan tek duvar ise kutsal bir mekan olarak kabul  ediliyor. Yahudiler Ağlama duvarı olarak bilinen bu duvarın önünde ibadet ediyorlar.

Domuz eti  İslamiyet’te olduğu gibi Yahudilikte de yasak. İsrail’in toplumuna ve yaşantısına bakarsak; Avrupa, Amerika ve Ortadoğu olmak üzere dünyanın dört bir yanından İsrail’e gelen Yahudiler  yaşadıkları ülkelerden kaynaklı değişik kültürel özellikleri sahip olsada kendi içlerinde  oldukça bütünleştirici bağlar oluşturmuşlar.

Bu farklı kültürel özellikler iç içe geçerek  Modern İsrail toplumunun yapısını oluşturmuş.

İsrailliler oldukça sıcakkanlı ve arkadaş canlısı.  Ama bu sıcakkanlılıklarını bazen abartabiliyorlar.

İsrail’in Tarihi Ve Ülke Hakkında Tüm Bilgiler | Örneğin yeni tanıştıkları birine kaç yaşındasın evli misin ya da ne kadar maaş alıyorsun gibi özel sorular sorabilirler. Aynı zamanda açık sözlüler.  Söylemek istedikleri şeyleri doğrudan söylerler.  Tartışma kültürleri oldukça belirgin.  Ufacık bir konuda dahi hemen tartışma ve savunma moduna geçebilirler. İsrailliler için  bu gibi özellikler oldukça normal olsa da bazı kişiler tarafından kaba olarak görülebiliyor. İsrail’de aşırı dinciler ve laikler arasında bir çekişme mevcut. Hatta iki kesim arasında  farklı bölgelerde oturma, farklı giyinme ve farklı okullara gitme gibi düşüncelere dayanan  ciddi bir ayrışmanın var olduğu gözleniyor. Kudüs Enstitüsü’ne göre, aşırı dincilerin  toplam nüfusa oranları % 6. Aşırı dinci gruba giren erkeklerin % 60’ı işsiz ve günün  büyük bir kısmını Tevrat kurslarında geçiriyor.

% 51’i yoksulluk sınırının altında olan aşırı  dinciler, daha az vergi ödüyor ve istediklerinde 3 yıl süreli askerlikten de muaf tutuluyorlar. İsrail’de askerlik kadınlar ve erkeklere içinde zorunlu. Erkekler üç, kadınlar  ise iki yıl askerlik yapıyor.

İsrail’de hem Avrupai hemde bulunduğu  coğrafyayı yansıtan bir yaşam tarzına şahit olacaksınız. Ülkede dans ve spor gibi  aktiviteler çok yaygın. Ve bisiklet kullanımı da oldukça yüksek. Araçlar yaya konusunda  çok hassas. Bunun yanında Türkiye’deki gibi açık alanlarda pazarlar kuruluyor.  Komşuluk ilişkileri gelişmiş. Sokaklarda çocuklarının koşup oynadığını görebilirsiniz. Sürekli olarak etrafta silahlı askerler olması İsrail için alışılmış ve olağan bir durum.  İnsanlar bu silahlara ve askerlere kayıtsız bir durumda. Ülkede neredeyse her yıl bir  savaş durumu veya silahlı çatışma oluyor.

Ama insanlar bu durumla yaşamayı öğrenmiş ve  şikayetçi değil. Bu durum en fazla güneydeki kesimi sonrada kuzeyi etkiliyor. Merkezi yerler  çoğunlukla etkilenmiyor. Çatışma ve bomba gibi durumlarda sirenler çalıyor. Bu nedenle her evde  ve iş yerinde sığınaklar mevcut. Bu sirenlerden dolayı bazen gün boyu dışarı çıkılmaması  gerekiyor. Ve bu durum ekonomi dahil olmak üzere insanların psikolojisini kötü etkiliyor.

Ama bu olaylar dışında ülke genelde güvenli.

Ekonomisine bakarsak İsrail çok gelişmiş ülkeler  kategorisinde yer almakta.

İsrail’in Tarihi Ve Ülke Hakkında Tüm Bilgiler | Kişi başı milli geliri 41 bin dolar olan ülke dünyada 20. sırada. Ülkede elektronik, haberleşme, yazılım gibi teknoloji-yoğun sektörler ön planda. İleri  teknoloji ve hizmet sektörleri oldukça hızlı bir şekilde gelişmekte. Yazılım ise son  zamanlarda hızla yaygınlaşan bir sektör.

Özel bir şirket tarafından şimdiye kadar  geliştirilmiş en güçlü casus yazılımı, İsrailli bir firma olan Pegasus ‘a ait. Bu  casus yazılım telefonunuza girdiğinde sizi 24 saat gözetliyor. Gönderdiğiniz veya aldığınız  mesajları kopyalıyor, fotoğraflarınızı topluyor ve aramalarınızı kaydediyor. Telefonunuzun  kamerasını kullanarak sizi gizlice filme alabiliyor veya konuşmalarınızı kaydetmek  için mikrofonu etkinleştirebiliyor. Pegasus günümüzde bunu güvenlik açıklarından  faydalanarak, telefon sahibinin herhangi bir şeye tıklamasına gerek kalmadan yapabiliyor. Bunun yanında endüstriside gelişmiş olan ülkede en büyük endüstriyel sektörler arasında  metal üretimi, elektronik ve biyomedikal ekipman üretimi var. Ayrıca İsrail’deki elmas  endüstrisi dünyadaki elmas kesme ve parlatma konusundaki birkaç merkezden biri. İsrail’in para birimi yeni İsrail şekeli. Bugün 1 doları 3,13 İsrail şekeline  eşitken 1 şekel 4,43 Türk lirasına eşit.

İsrail’de asgari ücret 5300 şekel civarında.

Ortalama maaş ise yaklaşık 11 bin şekel. Ama oldukça pahalı bir ülke olan İsrail, dünyanın  en pahalı 8. ülkesi. Hatta Tel Aviv 2021 de dünyanın en pahalı şehri seçildi. Market fiyatlarına örnek verirsek; 1 litre süt 6 şekel, 1 litre zeytinyağı  36 şekel ve 1 litre kola 6,90 şekel.

Ülke hakkında diğer bilgilere bakarsak; Yahudiler yıllardır dünyaca ünlü bilim insanlarıyla da adından söz ettirmiştir. Nobel  ödülü verilen yaklaşık 900 kişinin en az %20 si Yahudi kökenlidir. İzafiyet teorisini ve kütle  ve enerji eşitliğini bulan Albert Einstein ve psikanaliz biliminin kurucusu Sigmund Freud  ünlü Yahudi bilim insanlarından sadece ikisi.

İsrail’de altı kişilik bir ekip,  ülkenin güneyindeki Ramon Kraterinde, Mars’taki yaşam koşullarını simüle  etmek ve kızıl gezegende yapılacak keşiflere hazırlık için deneyler yapıyor. Beş erkek ve bir kadından oluşan altı kişilik ekip, Mars’ta yaklaşık bir ay  yaşamanın nasıl olacağını araştırıyor.

 

İsrail 2021 yılında kürk kullanımını yasakladı. Böylece, her yıl dünya genelinde yüz milyonlarca hayvanın tarifsiz acılarla ölümüne neden olan Kürk kullanımını yasaklayan ilk ülke oldu.

Ülke, ürettiği atık suyun %90’ını geri dönüştürür.  Bu oran ile su geri dönüşümünde dünya lideridir. İsrail, kadın başına ortalama üç çocukla,  OECD ülkeleri arasında en yüksek doğurganlık oranına sahip. İsrail, kişi başına diğer  tüm ülkelerden daha fazla tüp bebek yapıyor ve ilk iki bebek için ücretsiz. Dünyanın en uzun süre kullanılan mezarlığı İsrail’dedir. 3000 yıldır kullanılan  bu mezarlık, halen aktif şekilde kullanılıyor.

İsrail’in mutfağı çeşitli ülkelerden getirdikleri  kültürlerden, Osmanlı ve Arap mutfağından oldukça etkilenmiş.

İsrail kahvaltısı, humus,  falafel, kuskus, mayonezli patlıcan salatası, Görüntüsü menemene benzeyen şakşuka  yemeği ve sütlü muhallebinin üstüne jöle dökülerek yenilen Malabi tatlısı  denemeniz gereken lezzetler arasında.

Küçük ama etkileyici ve manevi değeri yüksek  yerlere sahip İsrail mutlaka ziyaret edilmesi gereken bir ülke. Görülmesi gereken  ilk yer; 3 semavi din tarafından da kutsal bir şehir olarak kabul edilen Kudüs. Müslümanlar için en kutsal yerlerden biri kabul edilen Mescid-i Aksa ve Kubbet’üs  Sahra’nın bulunduğu Harem-i Şerif, Doğu Kudüs’te yer alıyor. Müslümanlar  HZ.MUHAMMEDİN buradan göğe yükseldiğine inanıyor. Yahudiler için Mescid-i Aksa’nın  hemen altında Ağlama Duvarı yer alıyor. Yahudiler burayı inançlarının en  kutsal mekanı olarak kabul ediyor.

İlgili Makaleler